http://www.izlesene.com/video/muzik-can-dundar-askin-tarifi/856981
cebimde 52 saat...; içinde eylül, içinde deniz, içinde yağmur, içinde güneş, içinde pembe üzüm salkımı, içinde yosun yeşili gece, içinde AŞK
...uykumun en tatlı halindesin
9 Eylül 2010 Perşembe
7 Eylül 2010 Salı
7 eylül aşk biter...
perde kapalı çıplaklığımız sevişmelerimiz iniltilerimiz terimiz görünmesin diye ay dedeye..deklanşörlerin birbiriyle yarıştığı en güzel sepya tonu odamda senn için loşun sarhoş hali!! duşumu aldım sensiz teni kabul etmediğim için,saçlarım taralı karıştırki açılmasın diye delilerim gibi, hemde açtım soluğunla dalgalansın diye. traşım tam tahrişsiz bi nefes için...en seçme şarkılar mırıldanıyor hoparlörlerden usulca... masaüstü görüntüsünde yüzünün duvardaki sana benzeyen resmine bakarken ki bi anı var gibi herşey akıcı...üzerimde kanınının pıhtısının tamda kalbime denk gelen omuzları düşmüş şevkim gibi bi beyaz post-modern tsırt! avcumda biranın damlalarından kayan bir iki vesikalık güldüğün...! tatile gidemeyeck bir bavulun yanından tüten mistik bir tütsü kokusu hsıl oluyor burnuma bakarken yollarına. gelir dedim. halt etim. gelme senn yerin sahte mesajlarda değil!! bi başkasının izini bıraktığı istanbul kokan bir yatak yada bundan sonra gideceğin deri döküntüleri yerin senin... senelerce sevdiklerin senn yerin...yumruklarını savurdukların ve daha bilmediklerim! ama asla benim yanım değil asla.
aşk sende bittiği yerde bende
aşk sende bittiği yerde bende
5 Ağustos 2010 Perşembe
fırça darbesi darbelerin darbesi...
düşündün mü hiç? düşünmez mi ya insan ! elbet düşünecek ki hatırlasın; hatırlasın ki sunak taşına koysun sevdiğini öldürmek adına kurban etsin güzel anılarını...çok yazasım var aman ne bileyim basamıyorum tuşlara; ama biliyorum içim farklı yeni çıkan bir tüketim nesnesinin reklam afişesi gibi mmmm.... hah! "derin acılı" bu saçma örnek gece dört işlem yaptığın uykumdan, karanlıktan sızıp, sana kanamış gibi su içmeye buzdolabının kapağını açtığımda gördüğüm ketçap şişesi dükalamış bir yerlerime :s hepten kötü gidiyorum... bana yardım et!
hamdım, piştim, yanıyodum ki uyandım...
öyle içim yanıyor ki; anlatılmayanlarla kandırılmak mı denir buna? kelimeler yalancı bizler değil...mış gibi yapmalar gibi misali sevişmeler dokunuşlar...yalan elbet herbiri, bir sevgili yada erkek olmak ne zor sende! bir akıl ver yoluma dair önümü görebilmem için...yardım et, etki artık bu şehirden, kendimden, fırça vuruşlarımdan nefret etmeyeyim..bulamayayım seni kaçacak yerin olsun herdaim...adını yazarken çift "L" kullan örneğin yada hiç hoşlanmadığım tabirinle hz. google aratıyım seni onuncu sayfada yorulup bırakıyım...nasıl bilinebilirdiki bir hafta zaman olarak değil harp olarak çıksın karşımıza? sonuç... ben iyiyim delilerim sağolsun...!
18 Temmuz 2010 Pazar
bir durak uzun yolda
aklımın zindanlarında işlemediğim suçların günahlarını temize çıkarıyorum. ömrümün daha ne kadarı bunu ödemeye yeter ve daha suçu ödenecek kaç günah var bilinmez. lakin annemin küçükken anlatmadığı ve sonu hep güzel biten hikayelerde aklım. yaşam damlası huzur, mutluluk, ve olmayan özgürlük..bu kadar mı uzak cennetin sahiplerine. öyleyse ümidinde gitme vakti gelmiştir! kalbimden varsın gitsin, bir umut ışığı olsun deniz fenerinde kaybolmuş yolculara, toprağın kokusunu almayayım, ben beklerim...
bekliyorm; yolculuğumun neresinde ve hangi dilimindeyim bilmeksizin bekliyorum. bu bekleyişler varmam gereken noktaya gecikmemi mi sağlıyor yoksa oraya mı vardım çoktan..burası neresi? nasıl bilebilirim..nasıl emin olabilirim?
yola devam etsem yol arkadaşım olur mu? yoksa yine yanlız mı kalkıcam dizlerimin üstüne.
kim? vermiş olduğum mola yeri çok hoş, keyif verici. burda mı kalmalıyım; yaşanılası yerlere mı gitmeliyim. bu yeri kaybetme olasılığımı hiçe mi saymalıyım? belkide burdan yolverilene kadar kalmalıyım..birde bakmışsın burda almışım son nefesimi vermek istemezcesine..
bekliyorm; yolculuğumun neresinde ve hangi dilimindeyim bilmeksizin bekliyorum. bu bekleyişler varmam gereken noktaya gecikmemi mi sağlıyor yoksa oraya mı vardım çoktan..burası neresi? nasıl bilebilirim..nasıl emin olabilirim?
yola devam etsem yol arkadaşım olur mu? yoksa yine yanlız mı kalkıcam dizlerimin üstüne.
kim? vermiş olduğum mola yeri çok hoş, keyif verici. burda mı kalmalıyım; yaşanılası yerlere mı gitmeliyim. bu yeri kaybetme olasılığımı hiçe mi saymalıyım? belkide burdan yolverilene kadar kalmalıyım..birde bakmışsın burda almışım son nefesimi vermek istemezcesine..
16 Temmuz 2010 Cuma
...!
Gideceğini söyleyecek kadar yürekli olduğun için, bir kez daha sevilmeye değerdin aslında. Sustu dilim, ses etmedim.
Oysa daha geniş zamanlar hayal etmiştim. Bir düşün ortasında uyanmaya meyilliydim. Madem gitmen lazım, ne diyebilirim?
Sensizliğe alışmak sorun değil, zaten hep sensizdim. Sen gelince eksik olanın ne olduğunu anlamıştım. Kalbimin ortasında duran o koca boşluğu kaplamıştı varlığın. Biraz daha kalsan, deli gibi sevecektim.
“Biraz zaman ver bana” dedin. Al bütün zamanlar senin olsun. Benim takvimle kavgam ömrüm boyunca sürecek zaten, yarısını da sana veririm, çok mu?
İlk gün anlaşmıştım aslında, sen çıkmaz bir sokaktın. Labirentin bile ışığı vardır ucunda, senin köşelerin kendine dönüyordu. İnat ettim!
Hiç önemli değil bu gidişin, biliyorum geleceksin. Bir kış gecesi, yani dönünce şu yazın güneşi, kar yağarken usul usul, kendini yalnız hissedeceksin. Eve sığmayacak yüreğin, sokaklarda kedi gibi dolaşırken, üstün başın ıslanmış, üşüyeceksin. Bir aşkı olmasa bile, dost elini arayacaksın ve nerde olduğumu bileceksin.
O vakte kadar delirecek yüreğim. Kendimi tanıyorum. Tırnaklarımı geçirip avucuma kanatırcasına, bekleyeceğim. Tam unutup alışıyorken, telefonum çalacak. Uykumu böleceksin. “Sana ihtiyacım var” diyen sesine dökülecek gözyaşlarım.
Ne kadar uzakta olursan ol, koşup geleceğim. Hangi duamın kabul olduğunu bilemesem de, gökyüzüne bir teşekkür göndereceğim.
Şimdi gitmek istiyorsun ya, git! Bütün zamanları sende yitiririm. Bir müddet belki arasın diye beklerim. Ümidimi kaybettiğimde dönersin. Gitmen gerekiyorsa git! Sen bana, ben sana yazılmışsak eğer, biliyorum ki bu hikayeyi böyle bitiremezsin!
Oysa daha geniş zamanlar hayal etmiştim. Bir düşün ortasında uyanmaya meyilliydim. Madem gitmen lazım, ne diyebilirim?
Sensizliğe alışmak sorun değil, zaten hep sensizdim. Sen gelince eksik olanın ne olduğunu anlamıştım. Kalbimin ortasında duran o koca boşluğu kaplamıştı varlığın. Biraz daha kalsan, deli gibi sevecektim.
“Biraz zaman ver bana” dedin. Al bütün zamanlar senin olsun. Benim takvimle kavgam ömrüm boyunca sürecek zaten, yarısını da sana veririm, çok mu?
İlk gün anlaşmıştım aslında, sen çıkmaz bir sokaktın. Labirentin bile ışığı vardır ucunda, senin köşelerin kendine dönüyordu. İnat ettim!
Hiç önemli değil bu gidişin, biliyorum geleceksin. Bir kış gecesi, yani dönünce şu yazın güneşi, kar yağarken usul usul, kendini yalnız hissedeceksin. Eve sığmayacak yüreğin, sokaklarda kedi gibi dolaşırken, üstün başın ıslanmış, üşüyeceksin. Bir aşkı olmasa bile, dost elini arayacaksın ve nerde olduğumu bileceksin.
O vakte kadar delirecek yüreğim. Kendimi tanıyorum. Tırnaklarımı geçirip avucuma kanatırcasına, bekleyeceğim. Tam unutup alışıyorken, telefonum çalacak. Uykumu böleceksin. “Sana ihtiyacım var” diyen sesine dökülecek gözyaşlarım.
Ne kadar uzakta olursan ol, koşup geleceğim. Hangi duamın kabul olduğunu bilemesem de, gökyüzüne bir teşekkür göndereceğim.
Şimdi gitmek istiyorsun ya, git! Bütün zamanları sende yitiririm. Bir müddet belki arasın diye beklerim. Ümidimi kaybettiğimde dönersin. Gitmen gerekiyorsa git! Sen bana, ben sana yazılmışsak eğer, biliyorum ki bu hikayeyi böyle bitiremezsin!
1 Temmuz 2010 Perşembe
2 sözleme 1 ayran
söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür...
düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür...
duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür...
davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür...
alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür...
değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür...
karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür...
Mahatma Gandhi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)